Diyarbakır'ın adını kim koydu ?

Emir

Yeni Üye
TDV İslâm Ansiklopedisi, Diyâr-ı Bekr adının kaynaklarda en azından VIII. yüzyıldan itibaren görüldüğünü, Osmanlı döneminde Diyarbekir biçimine dönüştüğünü ve zamanla şehir merkezi için de kullanılmaya başladığını belirtiyor. TDV İslâm Ansiklopedisi

Murat bu kez defterine büyük harflerle bir şey yazdı:

“Şehir adı = tek olay değil, uzun süreç.”

Elif gülümsedi.

“İşte şimdi daha anlamlı.”

Diyarbekir’den Diyarbakır’a: Son Perde

Hikâye burada da bitmiyor.

Bugün kullandığımız Diyarbakır biçimi, Cumhuriyet döneminde resmî hale geldi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin tarihçe bilgisinde, 18 Aralık 1937 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7789 sayılı kararnameyle Diyarbekir beldesinin adının Diyarbakır olarak değiştirildiği belirtiliyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi

Yani bugün “Diyarbakır” dediğimiz adın ortaya çıkışında bile tek bir tarihsel an değil, birbirini takip eden aşamalar var:

Amida → Âmid → Kara Âmid → Diyar-ı Bekr → Diyarbekir → Diyarbakır

Elbette bu sıralama, şehirde kullanılan bütün adların kesintisiz ve herkes tarafından aynı anda kullanıldığı anlamına gelmiyor. Farklı dönemlerde farklı adlar öne çıktı ve bazıları farklı bağlamlarda yaşamaya devam etti. Zaten şehrin tarihini ilginç kılan da biraz bu.

Peki Amed Nerede Duruyor?

Tam bu noktada Elif bize önemli bir soru sordu:

“Peki Amed?”

Murat bir an durdu.

Bu kez hızlı bir cevap vermedi.

Çünkü şehir adları söz konusu olduğunda tarih, dil, kimlik ve toplumsal hafıza birbirine karışabiliyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin tarihçe sayfalarında da Amed adı, şehrin tarih boyunca kullanılan adları arasında yer alıyor. Diyarbakır Belediyesi+1

Burada dikkat edilmesi gereken şey, farklı adların hangi dönemlerde, hangi topluluklar tarafından ve hangi anlam dünyasında kullanıldığını birbirine karıştırmamak.

Elif'in söylediği cümleyi hâlâ hatırlıyorum:

“Bir şehrin birden fazla adı olması, onun tarihinin bölünmüş olduğunu değil, bazen ne kadar çok katmanlı olduğunu gösterir.”

Bence Diyarbakır'ın hikâyesindeki en güçlü fikirlerden biri buydu.

Bir İsimden Daha Fazlası: Şehrin Hafızası

Sohbet ilerledikçe konu isimden çıktı, insanlara geldi.

Murat, tarih boyunca bölgede yaşayan toplulukların, devletlerin ve siyasi yapıların şehrin kültürüne bıraktığı izlerden söz etti.

Elif ise başka bir taraftan bakıyordu.

“Bir şehrin tarihini yalnızca hükümdarlarla anlatırsak eksik kalır,” dedi. “Evlerde yaşayan insanların, esnafın, kadınların, çocukların, zanaatkârların, farklı toplulukların gündelik hayatını da düşünmek gerekiyor.”

Bu söz üzerine uzun süre sustuk.

Çünkü tarih kitaplarında çoğu zaman karar veren kişiler daha görünür olur. Fakat şehirleri gerçekten şehir yapan şey, o kararların arasında sürdürülen gündelik hayattır.

Murat’ın yaklaşımı olayların arkasındaki siyasi ve coğrafi bağlantıları çözmeye çalışıyordu. Elif ise aynı olayların insanların hayatında nasıl karşılık bulduğunu sorguluyordu.

İkisi birbirine zıt değildi.

Tam tersine, aynı hikâyenin iki tarafıydı.

Biri “Nasıl oldu?” diye soruyordu.

Diğeri “İnsanlar bunu nasıl yaşadı?” diye.

Ve galiba geçmişi anlamanın en sağlıklı yollarından biri de bu iki soruyu birlikte sormak.

Diyarbakır’ın Adını Kim Koydu? Sorunun Asıl Cevabı

Gece sona yaklaşırken Murat defterini kapattı.

“Şimdi aynı soruyu tekrar sor,” dedi.

“Diyarbakır’ın adını kim koydu?”

Bu kez cevabı biliyordum.

“Tek bir kişi koymadı.”

Murat başını salladı.

“Devam et.”

“Şehrin adı, binlerce yıllık tarih içinde değişen siyasi, kültürel ve toplumsal koşulların sonucunda oluştu. Bugünkü Diyarbakır adı özellikle Diyar-ı Bekr ve Diyarbekir adlandırmalarının tarihsel gelişimiyle bağlantılı. 1937’de de Diyarbekir adı resmî olarak Diyarbakır biçimine dönüştürüldü.” TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Elif de ekledi:

“Ve bundan daha önemlisi, insanlar bu şehri farklı dönemlerde farklı isimlerle hatırladı.”

O an surların taşlarına baktım.

Belki de isimlerin asıl ilginç tarafı buydu.

Bir şehir yalnızca haritadaki bir nokta değildir.

Bazen bir isimdir.

Bazen bir sesleniş biçimidir.

Bazen bir ailenin hatırasıdır.

Bazen devlet arşivindeki bir satırdır.

Bazen de yüzyıllar boyunca farklı insanların aynı coğrafyaya yüklediği anlamların toplamıdır.

Diyarbakır'ın adı da bana göre tam olarak böyle bir hikâye.

Amida'nın izleri, Âmid'in hafızası, Diyar-ı Bekr'in coğrafi anlamı, Diyarbekir'in tarihsel kullanımı ve Diyarbakır'ın modern resmî adı…

Hepsi aynı şehrin farklı zamanlarda tuttuğu aynalar gibi.

Forumda Merak Edilen Asıl Soru Şimdi Başlıyor

Buraya kadar geldiyseniz size benim o gece Elif'e sorduğum soruyu bırakayım:

Sizce bir şehrin “gerçek adı” hangisidir?

Resmî belgelerde yazan mı?

İnsanların günlük hayatta kullandığı mı?

Atalarının kullandığı eski isim mi?

Yoksa bütün bu isimlerin oluşturduğu ortak tarih mi?

Ben artık Diyarbakır tabelasını gördüğümde yalnızca bugünkü şehri düşünmüyorum.

O tabelanın arkasında Amida'yı, Âmid'i, Kara Âmid'i, Diyar-ı Bekr'i, Diyarbekir'i ve Diyarbakır'ı birlikte görüyorum.

Belki de bir şehrin adını gerçekten anlamak, “Kim koydu?” sorusundan çok daha fazlasını sormayı gerektiriyor:

Kimler burada yaşadı?

Kimler buradan geçti?

Kimler bu şehri kendi diliyle adlandırdı?

Ve hangi isim, hangi insanların hafızasında yaşamaya devam etti?

Diyarbakır'ın hikâyesini ilginç yapan da tam olarak bu değil mi?

Bir kişinin koyduğu tek bir isim değil; binlerce yıl boyunca insanların, dillerin, devletlerin, toplulukların ve gündelik hayatın üst üste bıraktığı isimler…

Ve belki de şehirlerin en gerçek hikâyesi, tam burada başlıyor.
 
Üst