Ertuğrul Gâzî Türkmen mi ?

Zeynep

Yeni Üye
Ertuğrul Gâzî Türkmen miydi? “Türk, Oğuz, Kayı ve Türkmen” kavramlarını birbirinden ayırarak bakalım

Ertuğrul Gâzî hakkında internette birkaç farklı cümle sürekli karşımıza çıkıyor: “Ertuğrul Gâzî Türkmen’di”, “Kayı boyundandı”, “Oğuz Türkü’ydü”, hatta bazen bu ifadeler birbirine alternatifmiş gibi sunuluyor. Oysa meseleye 13. yüzyıl Anadolu’sunun sosyal yapısı üzerinden baktığımızda, bu kavramların mutlaka birbirini dışlamadığını görüyoruz.

Bence tartışmanın en önemli noktası da burada. “Türkmen miydi?” sorusuna sadece “evet” veya “hayır” demek yerine, Türkmen kelimesinin 13. yüzyılda ne ifade ettiğini, Oğuz ve Kayı kavramlarıyla nasıl ilişkilendiğini ve Ertuğrul hakkında hangi bilgilerin gerçekten kaynaklara dayandığını ayırmak gerekiyor.

Çünkü elimizde Ertuğrul Gâzî'nin kendi döneminden kalmış ayrıntılı bir biyografi yok. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki Fahameddin Başar'ın maddesine göre, onun hayatı hakkındaki bilgilerin önemli bölümü 15. yüzyıldan itibaren yazıya geçirilen Osmanlı kroniklerine dayanıyor. Dahası, çağdaşı Bizans tarihçisi Georgios Pachymeres ile 14. yüzyıl tarihçileri İoannes Kantakuzenos ve Nikephoros Gregoras Ertuğrul'un adını zikretmiyor; İbn Battûta ve İbn Fazlullah el-Ömerî de Osman Bey'den söz etmelerine rağmen Ertuğrul hakkında bilgi vermiyor. TDV İslâm Ansiklopedisi

Dolayısıyla elimizdeki verileri biraz dikkatli okumak gerekiyor.

Önce en önemli kavram: Türkmen ne demekti?

Bugünkü kullanımımızda “Türkmen” kelimesi çoğu zaman belirli bir etnik kimliği ifade ediyor. Fakat Orta Çağ kaynaklarında kelimenin kullanım alanı bundan daha genişti.

TDV İslâm Ansiklopedisi'nde Faruk Sümer'in “Türkmenler” maddesine göre Türkmen adı, özellikle XI. yüzyıldan itibaren Oğuzlar için kullanılmaya başladı. İslâmiyet'i kabul eden Oğuz topluluklarının “Türkmen” adıyla anılması da bu kullanımın önemli bir parçasıydı. XIII. yüzyıla gelindiğinde ise Seyhun'dan Anadolu'ya kadar uzanan geniş coğrafyada yaşayan Oğuz kökenli topluluklar Türkmen adıyla anılabiliyordu. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Bu nedenle:

Oğuz → büyük tarihî topluluk

Kayı → Oğuzların boylarından biri

Türkmen → özellikle Orta Çağ İslâm dünyasında Oğuz toplulukları için yaygınlaşan ad

şeklinde düşünmek daha açıklayıcıdır.

TDV'nin “Oğuzlar” maddesi de XIII. yüzyıldan itibaren Oğuz adının kullanımının azaldığını ve Oğuz asıllı toplulukların önemli ölçüde “Türkmen” adıyla anıldığını belirtiyor. TDV İslâm Ansiklopedisi

Dolayısıyla “Kayı mı Türkmen mi?” sorusu aslında çoğu zaman yanlış kurulmuş bir soru olabilir. Bir kişinin Kayı boyuna mensup olması ile Türkmen olarak tanımlanması birbirini dışlamak zorunda değildir.

Peki Ertuğrul Gâzî'nin Kayı olduğu kesin mi?

Burada biraz daha temkinli olmak gerekiyor.

Osmanlı tarih yazıcılığında Ertuğrul Gâzî'nin Kayı boyundan geldiği kabulü oldukça güçlüdür. Fakat bunun nasıl ve ne zaman ortaya çıktığını incelemek önemlidir.

TDV'nin Ertuğrul Gâzî maddesine göre, Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemini anlatan ilk kronikler XV. yüzyıl başlarından itibaren yazılmaya başlamıştır. Bu kaynakların önemli bir kısmında Osman Bey'in babasının Ertuğrul olduğu ve Oğuzların Kayı boyuna mensup bulunduğu belirtilir. Ancak bu kaynaklar olaylardan yaklaşık 100-150 yıl sonra kaleme alınmıştır. TDV İslâm Ansiklopedisi

Dahası, Kayı bağlantısının kroniklerde aynı biçimde ortaya çıkmadığını görüyoruz.

Akademik literatürde önemli bir ayrıntı şu: Osmanlıların Kayı boyuyla bağlantısını açık biçimde ortaya koyan erken kaynaklardan biri Yazıcıoğlu Ali'nin Selçuknâme adlı eseridir. Buna karşılık erken Osmanlı kaynaklarının tamamı aynı açıklıkta Kayı adını kullanmaz. 1986 tarihli bir akademik çalışmada da Aşıkpaşazâde ve Neşrî'nin Ertuğrul'u Oğuz nesline bağladıkları, fakat Kayı bağlantısını aynı şekilde kurmadıkları belirtiliyor. Isamveri

Bu ayrıntı neden önemli?

Çünkü tarihçilikte “bir bilgi eski kaynaklarda geçiyor” demekle “o bilgi olayın yaşandığı anda belgelenmiş” demek aynı şey değildir.

Osman Bey'in sikkesi neden önemli?

Konuyu sadece kroniklere bırakmayan en önemli maddî kanıtlardan biri Osman Bey dönemine ait sikke üzerindeki soy bilgisidir.

TDV'nin Ertuğrul Gâzî ve Osman I maddelerinde aktarıldığı üzere, üzerinde “Osman b. Ertuğrul b. Gündüz Alp” ibaresi bulunan bir sikke, Ertuğrul'un babasının Gündüz Alp olduğu görüşünü ciddi biçimde desteklemektedir. Bu nedenle bugün “Süleyman Şah mı, Gündüz Alp mi?” tartışmasında Gündüz Alp görüşünün maddî bir dayanağı bulunmaktadır. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Burada tarihçilik açısından güzel bir örnek görüyoruz:

Bir tarafta olaylardan yaklaşık bir veya birkaç yüzyıl sonra yazılmış kronikler var.

Diğer tarafta ise döneme daha yakın maddî bir kaynak, yani sikke bulunuyor.

Bu nedenle tarihçiler yalnızca anlatının güzelliğine değil, kaynağın olaylara zamansal yakınlığına da bakıyor.

Bu yöntem arkeoloji, nümizmatik ve tarih disiplinlerinin kesiştiği noktadır.

“Türkmen” demek neden tarihsel olarak mantıklı?

Eğer Türkmen kelimesinin XIII. yüzyıldaki kullanımını dikkate alırsak, Ertuğrul Gâzî'yi Türkmen çevresi içinde değerlendirmek tarihsel açıdan oldukça anlamlıdır.

Çünkü Anadolu'nun XIII. yüzyılı, yoğun Türkmen hareketlerinin yaşandığı bir dönemdir. Selçuklu sınırları, Bizans sınırındaki uç bölgeleri, Moğol baskısı ve farklı beyliklerin ortaya çıkışı, çok sayıda Oğuz/Türkmen topluluğunun hareketliliğini beraberinde getirmiştir.

TDV'nin “Türkmenler” maddesi, Türkmenlerin Batı Anadolu, Marmara ve Karadeniz'in bazı bölgelerine kadar yayıldığını; Anadolu'daki beyliklerin önemli bölümünün Türkmenler tarafından oluşturulduğunu belirtiyor. TDV İslâm Ansiklopedisi

Ertuğrul'un faaliyet gösterdiği Söğüt-Domaniç hattı da tam olarak bu sınır dünyasının içerisinde bulunuyordu.

TDV'nin Ertuğrul Gâzî maddesine göre Ertuğrul, Söğüt çevresinde Bizans sınırındaki uç beyleriyle mücadele etmiş, zaman zaman bölgedeki Rum tekfurlarıyla diplomatik ilişkiler kurmuş ve Kayı topluluğunun gücünü artırmıştır. Kışları Söğüt'te, yazları Domaniç yaylalarında geçirdiğine ilişkin gelenek de bu yaşam biçiminin hareketli yapısını yansıtır. TDV İslâm Ansiklopedisi

Yani burada yalnızca “soy” üzerinden değil, sosyal ve ekonomik yaşam biçimi üzerinden de Türkmen dünyasını anlamak mümkün.

Söğüt ve Domaniç örneği bize ne anlatıyor?

Ertuğrul Gâzî tartışmasını sadece soy ağacı üzerinden yürütmek bence konunun önemli bir kısmını kaçırmak olur.

Söğüt ve Domaniç arasındaki mevsimsel hareketlilik, konar-göçer veya yarı konar-göçer toplulukların ekonomik düzeni açısından anlamlıdır. Kışlak-yaylak sistemi yalnızca kültürel bir gelenek değildi; hayvancılık, otlak kullanımı, su kaynakları ve güvenlik açısından doğrudan ekonomik bir sistemdi.

Bu noktada tarih ile antropoloji birbirine bağlanıyor.

Bir topluluğun kimliğini sadece “hangi soydan geliyor?” sorusuyla açıklamak yerine, nerede yaşıyor, nasıl geçiniyor, hangi siyasi yapılarla ilişki kuruyor ve hangi topluluklarla hareket ediyor? sorularını da sormak gerekiyor.

Söğüt Kaymakamlığı'nın Ertuğrul Gâzî hakkındaki kurumsal sayfasında da Ertuğrul'un Söğüt ve Domaniç'e yerleştiğine ilişkin geleneksel anlatı aktarılıyor. Ancak kurum sayfasındaki bazı ayrıntılar ile akademik kaynaklar arasında farklılıklar bulunduğu da görülüyor. Söğüt Belediyesi
 
Üst