Peynir ne grubundadır ?

Emir

Yeni Üye
Dolayısıyla “Peynir hangi gruptadır?” sorusunun ardından aslında şu soruyu da sormak gerekir:

“Nasıl bir peynirden, ne kadar söz ediyoruz?”

Bir Dilim Peynir, Birçok Kültür

Kahvaltı ilerledikçe masadaki peynirlerin çeşitleri konuşulmaya başlandı.

Beyaz peynir, kaşar, tulum, lor…

Sonra konu Türkiye'nin farklı bölgelerine geldi.

Ayşe anlatmaya başladı:

“Bir peynirin tadını yalnızca süt belirlemiyor. Bölgenin iklimi, hayvancılık biçimi, üretim yöntemi ve saklama koşulları da etkili.”

Gerçekten de Türkiye'de peynir kültürü son derece zengin. Farklı bölgelerde farklı sütler, mayalama yöntemleri, olgunlaştırma teknikleri ve saklama biçimleri kullanılıyor.

Bu noktada peynirin toplumsal yönü daha da görünür hâle geliyor.

Bir yiyeceğin tarifini bilmek başka, o tarifin yıllar boyunca korunmasını sağlamak başka.

Bazen bir tarif kitapta değil, büyükannenin mutfağında yaşamaya devam ediyor.

Bazen ölçüler gramla değil, “şu kıvamı alınca” şeklinde aktarılıyor.

Bazen de bir peynir, yalnızca lezzetiyle değil, çocukluk anılarıyla hatırlanıyor.

Murat bu kez sessiz kaldı.

Sonra:

“Demek ki peynir aynı zamanda hafıza,” dedi.

Ayşe gülümsedi.

“Evet. Ve ilişki.”

Erkekler Çözüm Ararken, Kadınlar İlişkileri mi Düşünür?

Bu soru masada doğal olarak ortaya çıktı.

Murat gülerek:

“Şimdi burada bizi klasik kadın-erkek tartışmasına götürmeyin,” dedi.

Hepimiz güldük.

Ama aslında konuşmaya değer bir noktaydı.

Murat gerçekten de konulara çoğunlukla çözüm ve strateji üzerinden yaklaşıyordu. Peynirin saklama süresini, üretim maliyetini, porsiyonlamayı ve israfı hesaplamaya başlamıştı.

Ayşe ise üreticinin emeğini, aile içinde sofranın nasıl kurulduğunu ve yiyeceklerin insanlar arasındaki bağları nasıl güçlendirdiğini düşünüyordu.

Birbirlerini tamamlıyorlardı.

Murat'ın yaklaşımı olmasaydı planlama eksik kalabilirdi.

Ayşe'nin yaklaşımı olmasaydı insanların ve emeğin hikâyesi gözden kaçabilirdi.

Üstelik ikisinin de davranışlarını “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” şeklinde açıklamak mümkün değildi. Çünkü masada bunun tam tersini yapan insanlar da vardı.

Ben örneğin o gün sürekli Ayşe'nin sorularını soruyordum.

Başka bir arkadaşımız ise tamamen Murat'ın yaptığı gibi peynirin gramajını ve besin değerlerini hesaplıyordu.

Bu nedenle farklı düşünme biçimlerini cinsiyet kalıplarına hapsetmek yerine, insanların birbirlerinden öğrenebildiği tamamlayıcı yaklaşımlar olarak görmek daha sağlıklı geliyor bana.

Sizce de öyle değil mi?

Çocuklukta Öğrendiğimiz Peynir Bilgisi

Kahvaltının sonuna yaklaşırken konu çocuklara geldi.

Bir arkadaşımız:

“Ben çocuğuma peynirin süt grubunda olduğunu nasıl anlatacağımı bilemiyorum,” dedi.

Bunun üzerine Ayşe çok basit bir yöntem önerdi.

“Önce grubu söyleyin. Sonra neden önemli olduğunu anlatın. Çocuğa ezberletmek yerine sofradaki yiyecekleri birlikte sınıflandırın.”

Örneğin:

“Peynir hangi grupta?”

“Süt ve süt ürünleri.”

“Peki içinde önemli olarak neler var?”

“Protein ve kalsiyum.”

“Her peynir aynı mı?”

“Hayır.”

İşte burada beslenme eğitimi ezberden çıkıp düşünmeye dönüşüyor.

Çocuk yalnızca “peynir süt grubudur” cümlesini öğrenmiyor. Bir yiyeceğin birden fazla besin öğesi içerebileceğini, farklı ürünlerin farklı özelliklere sahip olabileceğini ve porsiyonun önemli olduğunu da kavramaya başlıyor.

Peynir Tabağından Çıkan Sonuç

O sabah eve dönerken aklımda tek bir soru vardı:

“Bir yiyeceği tanımlarken neden sadece tek bir özelliğine bakıyoruz?”

Peynir bunun güzel bir örneği.

Peynir, temel olarak süt ve süt ürünleri grubunda yer alır. Aynı zamanda protein, kalsiyum ve çeşidine göre farklı miktarlarda yağ, sodyum ve başka besin öğeleri sağlayabilir.

Bu nedenle “peynir protein içerir” demek doğru olsa da “peynir protein grubundadır” demek, yaygın beslenme sınıflandırmaları açısından doğru ifade değildir.

Türkiye'de kullanılan Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER), süt ve süt ürünlerini sağlıklı beslenmenin önemli gruplarından biri olarak ele alır. Benzer şekilde uluslararası beslenme modellerinde de süt ve süt ürünleri ayrı bir grup olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle sınavlarda veya temel beslenme bilgisi sorularında “Peynir hangi besin grubundadır?” sorusunun en doğrudan cevabı süt ve süt ürünleri grubudur.

Fakat benim için o kahvaltının asıl öğretici tarafı bundan biraz daha fazlasıydı.

Bir dilim peynir bize yalnızca kalsiyumu anlatmıyor.

Hayvancılığı anlatıyor.

Üreticinin emeğini anlatıyor.

Geleneklerin nesilden nesile aktarılmasını anlatıyor.

Sofranın paylaşılmasını anlatıyor.

Ekonomiyi, saklama yöntemlerini, bölgesel kültürü ve insan ilişkilerini anlatıyor.

Ve belki de en önemlisi, farklı düşünme biçimlerinin bir araya geldiğinde nasıl daha kapsamlı bir bakış oluşturabileceğini gösteriyor.

Murat masada çözüm aradı.

Ayşe insanların hikâyesini düşündü.

Ben ise ikisini dinlerken şunu fark ettim: Bir yiyeceği gerçekten anlamak için hem “Nasıl?” sorusuna hem de “Kimin için?” sorusuna bakmak gerekiyor.

O günden sonra peynir tabağına biraz daha farklı bakıyorum.

Çünkü artık önümde yalnızca kahvaltının bir parçasını değil, yüzyıllar boyunca değişerek bugüne ulaşmış bir gıda kültürünü görüyorum.

Peki siz peynir deyince ilk olarak ne düşünüyorsunuz?

Süt grubu mu, protein mi, kahvaltı mı, çocukluk anısı mı, yoksa sofrada paylaşmanın kendisi mi?

Belki de en güzel cevap, bunların hepsini aynı anda düşünebilmektir.

Kaynak notu: Besin grubu ve beslenme değerlendirmelerinde temel başvuru kaynaklarından biri T.C. Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER) yayınıdır. Peynirin protein, kalsiyum, yağ ve sodyum içeriğinin çeşide ve üretim yöntemine göre değişebileceği konusunda ise ürün etiketlerinin ve güvenilir beslenme veri tabanlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
 
Üst